3 Şubat 2026 Salı

Zafer Partisi’ne Yıpratma Operasyonu Çöktü-Yılmaz Parlar

  

Zafer Partisi'nden Etik Siyaset Dersi

Zafer Partisi Artık Kilit Bir Partidir- Bu Tip Saldırılar Artacaktır Yıpratma Operasyonu Çöktü

Zafer Partisi’ne Kurulan Tuzak Boşa Düştü

 Özdağ'ın Liderliğinde Kurumsal Disiplin Öne Çıktı

Ümit Özdağ'ın Ölçülü ve İlke Odaklı Tavrı Siyasete Nefes Aldırdı

Zafer Partisi, parti içindeki son gelişmelere ilişkin duyurduğu resmî açıklamayla hem siyasette kurumsal disiplinin hem de etik yönetim anlayışının örnek bir uygulamasını sergiledi.

Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın kararlı, şeffaf ve ilkeli duruşu, Türk siyasi tarihinde ender görülen bir liderlik örneği olarak yorumlandı.

Zafer Partisi Artık “Hedefte Olan” Bir Kilit Partidir

Yaşanan olay, partinin artık Türkiye siyasetinde belirleyici bir konuma geldiğinin açık göstergesidir. Yükselen her siyasi hareket, özellikle de toplumda karşılık bulan milliyetçi-muhafazakâr bir çizgi, benzer operasyonlara maruz kalır.

 “Partinin yolu açıldıkça, yıpratma girişimleri artacak; içeriden ve dışarıdan farklı yöntemlerle denemeler yapılacaktır.”

Ancak, Parti bünyesinde; Güçlü bir etik kurulu, Teşkilatlar için net bir davranış çerçevesi, İtibar yönetimi ve kriz kontrol protokolü, Parti içi görev tanımları keskin sınırlarla belirlendiği muhakkakdır.

 Bundan sonraki süreçte de benzer girişimler etkisiz kalacağı aşikardır.

"Kişilere Değil, Kurallara Bağlı" Yönetim Anlayışı

Parti yönetimi, ilgili görev değişikliğini duyururken süreci hiçbir şekilde kişisel tartışmalara indirgemeden, tamamen kurumsal çerçevede ele aldı.

Bu yaklaşım, siyasette sık rastlanmayan bir olgunluk ve ciddiyet örneği olarak öne çıktı. Özdağ'ın hiçbir spekülasyona girmeden, hiçbir kişiyi hedef almadan, yalnızca parti ilkeleri ve etik standartlar temelinde hareket etmesi, kamuoyundaki "temiz siyaset" arayışına cevap verdi.

Sosyal Medyada Etik İhlal Uyarısı ve Önemi

Parti içi düzenlemeyle ilgili süreçte, Hasan Öztürk'ün sosyal medya paylaşımlarının incelenmesi ve etik açıdan uygun bulunmayan davranışların tespit edilmesi, Zafer Partisi'nin bu konudaki titizliğini gösterdi.

Bu inceleme, partinin "gölge şüpheye dahi izin vermeyen" disiplin anlayışının bir parçası olarak kayda geçti. Konunun önemi, siyasette güven ve şeffaflığın her davranışta aranması gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.

Görevden alma kararı duygusal değil, etik ve disiplin gerekçelerine dayandırıldığı için hem hukuken hem kamu vicdanında güçlü bir zemine oturmuştur. Nesneldir, İlkeli ve tutarlıdır. Taraf olmayıp hakemlik görüşüyle alınmıştır.  

Bu tavır, kin gütmeyen, rövanş aramayan, siyasi kavgaya dönüştürmeyen, Parti disiplininden taviz vermeyen bir liderlik tarzının dışa yansımasıdır.

Güçlü liderlik ve Parti disiplinine verilen önemin göstergesidir.

Bu yüzden mesele, aslında bir kişisel sorun değil; partinin geldiği güçlü konuma yapılan taktik saldırı olarak değerlendirilmelidir.

Zafer Partisi Artık Kilit Bir Partidir

Bu Tip Saldırılar Artacaktır

Partinin hızlı yükselişi ve sahadaki etkisi, bazı çevrelerin paniklemesine ve yıpratma girişimlerine yönelmesine sebep olacaktır.

Bu durum, aslında Zafer Partisi’nin geldiği stratejik konumun bir göstergesidir.

Bu tür operasyonlara karşı Partinin kurumsal bağışıklık sistemi güçlüdür. Bu tip saldırılara karşı dayanıklılık testini başarıyla geçtiğini göstermesidir.

Türk siyasi tarihinde benzer örnekler çoktur. Ne zaman bir parti hızla yükselse, çeşitli aktörler aynı yöntemlere başvurmuşlardır. Şahıs üzerinden saldırı, İftirayla algı operasyonları, Parti içinden bir kişiyi kullanma denemeleri, Sosyal medya manipülasyonları…

Bugün yaşananlar da; Partinin yükseliş hızından rahatsız olan odakların, Güçlü liderliğin etrafındaki bağı kırmak isteyen çevrelerin, Siyasi ağırlığı dağıtmayı hedefleyen girişimlerin çok daha artacağının işaretidir

Analistler ve Kamuoyundan Övgü Yağdı

Siyasi analistler, Özdağ'ın tutumunu "Türkiye'de uzun süredir özlenen devlet terbiyesi ve siyasi ahlakın somut temsili" olarak nitelendirirken, sosyal medya kullanıcıları ve yorumcular da bu kararlı tavrı "kurumsal olgunluk" olarak değerlendirdi.

Özdağ'ın dürüstlük, şeffaflık, toplumsal sorumluluk bilinci ve lidere yakışır kararlılığı en çok vurgulanan özellikleri oldu.

“Temiz Siyaset” Çizgisinin Mimarı

Ümit Özdağ’ın kriz anlarını sakin, ölçülü ve devlet ciddiyetiyle yönetmesi; birçok uzman tarafından “liderlik vasfının doğal sonucu” olarak değerlendirildi.

Bir siyaset bilimci, Özdağ’ın tutumunu şu sözlerle özetledi:

“Türkiye’de siyasetin sertleştiği, üslubun bozulduğu bir dönemde; Ümit Özdağ’ın vakur, ahlakî ve kurumsal duruşu topluma nefes aldırmıştır. Siyasette asıl güç, gürültülü çıkışlarda değil, prensiplere sadık kalmaktır.”

Siyasette Kalite ve Ciddiyet Arayanların Adresi

Zafer Partisi’nin açıklaması ve Ümit Özdağ’ın tavrı, Türkiye’de siyaset standartlarının yükselmesi adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

Zafer Partisi'nin bu kararı ve Ümit Özdağ'ın liderlik tavrı, Türkiye'de siyaset standartlarının yükselmesi adına önemli bir örnek teşkil ediyor.

Verilen mesaj net, Bu karar, hem parti içinde hem kamuoyunda: "Zafer Partisi'nde makamlar kişilere göre değil; ilkeler, etik normlar ve kurumsal disiplin doğrultusunda yürütülür."

Lider Partiyi Bu Tür Sarsıntılardan Güçlenerek Çıkarıyor

Bu yaklaşım, gelecek süreçte hem seçmen nezdinde hem parti teşkilatları arasında güven artırıcı bir etki yaratacaktır.

Yıpratma girişimleri, partinin artık geri dönülmez biçimde ülke siyasetinin merkezinde olduğunu göstermektedir.

Bu süreçten; Türk milletine karşı yürütülen  büyük ve temiz mücadelede başarılar katlanarak artacağına olan halk inancı en yüksek seviyededir.

Parti içi disiplin, siyasal kurumsallığın omurgasıdır.

Demokratik geleneğin en temel ilkesi; görev, yetki ve sorumluluk üçlüsünün şeffaf, denetlenebilir ve etik kurallar çerçevesinde işletilmesidir.

Bu bağlamda, Zafer Partisi yönetim organlarının yakın dönemde ortaya çıkan meseleye dair aldığı karar, yalnızca bireysel davranışlara verilen bir yanıt değil; kurumsallığın ve hukuki meşruiyetin korunmasına yönelik zorunlu bir işlemdir.

Duayen hukukçuların da altını çizdiği gibi, politik yapılarda görev bireye değil, makama aittir.

Makamın itibarı ise kişisel beyanlar veya keyfi tasarruflarla değil, partinin etik kodları, iç tüzüğü ve siyasi ahlak normlarıyla güvence altına alınır.

Bu çerçevede gerçekleştirilen görevden alma tasarrufu, siyasetin kişiselleştirilmesine değil, kuralların üstünlüğüne dayanmaktadır.

Kamuoyuna yansıyan iddialar; partinin kurumsal kültürüyle bağdaşmayan, toplumsal hassasiyetleri zorlayan ve siyasal etikle çelişme ihtimali bulunan söylem ve davranışlara ilişkindir.

Bu iddiaların mahiyeti, bir hukuk devletinde olması gerektiği üzere, yargısal makamların takdirindedir. Ancak, yargının hükmü beklenmeksizin alınan idari tedbir, parti yönetiminin ‘şüphe gölgesinin dahi kurumsal yapıya sirayet etmesine izin vermeme’ yönündeki hassasiyetinin göstergesidir.

Bu süreçte özellikle vurgulanması gereken nokta şudur:
Zafer Partisi’nin aldığı karar, şahıslar üzerinden yürüyen bir polemik değil, ilke ve değerler üzerinden inşa edilen bir kurumsal temizlik hareketidir.

Üslupta sakin ve olgun, Yaklaşımda hukuki ve kurumsalGündem yönetiminde ise stratejik bir çizgi izlenmiştir.

Siyaset bilimi literatürüne göre, kurumların gücü; krizleri ne kadar gürültü çıkararak değil, ne kadar vakur biçimde yönettiğiyle ölçülür. Bu nedenle partinin aldığı tedbir, yalnızca bir disiplin işlemi değil, aynı zamanda siyasi etik açısından bir kamu güveni beyanı niteliği taşımaktadır.

Zafer Partisi’nin disiplin kararının hem hukuki zemini sağlamdır hem de etik olarak gereklidir.

Tartışmaların polemik zeminine çekilmesine izin verilmeden, konu kurumsal sorumluluk çerçevesinde ele alınmış ve parti geleceğinin daha güçlü bir zemine taşınması için gerekli olan ‘siyasal hijyen’ sağlanmıştır.

yilmazparlar@yahoo.com

19 Ocak 2026 Pazartesi

Sağlık, Bir Milletin Geleceğidir-Yılmaz Parlar

  

Zafer Partisi Sağlıkta Yeni Dönemin Sözünü Verdi

Ümit Özdağ, Sağlıkta Eşit ve Erişilebilir Sistem Kuracağız

Sağlığın Önemi ve Türkiye’deki Mevcut Sorunlar

Sağlık, yalnızca bireyin değil toplumun tamamının yaşam kalitesini belirleyen temel bir haktır.

Güçlü bir devlet, vatandaşına eğitim ve sağlık hizmetini eşit, erişilebilir ve kaliteli şekilde sunmakla yükümlüdür.

Ancak Türkiye’de son yıllarda sağlık hizmetlerinde artan özelleştirme, hastanelerde yoğunluk, randevu krizleri, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve hekim göçü, sistemin alarm verdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Vatandaşın “paran yoksa iyi sağlık hizmeti alamazsın” gerçeğiyle karşı karşıya bırakılması, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Bu tablo karşısında Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın sağlık alanına yönelik hassasiyeti ve çözüm odaklı yaklaşımı, çalıştayın en güçlü mesajlarından biri olarak öne çıktı.

Ümit Özdağ, Sağlıkta Eşit ve Erişilebilir Sistem Kuracağız

Prof. Dr. Ümit Özdağ, sağlık hizmetlerinin ticari kazanç alanı değil, kamu hakkı olduğunun altını çizerek, herkesin gelir durumuna bakılmaksızın rahatlıkla erişebileceği bir sağlık sistemi kuracaklarını vurguladı.

Özdağ’ın bu yaklaşımı, sosyal devlet ilkesini yeniden ayağa kaldırma kararlılığının en somut göstergesi olarak değerlendirildi.

1. Türkiye Sağlık Çalıştayı Kapanış Konuşması Sağlıkla İlgili Bölümler

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 1. Türkiye Sağlık Çalıştayı’nın kapanış konuşmasında sağlık alanında yaşanan tahribata dikkat çekerek önemli mesajlar verdi.

Prof. Dr. Özdağ, Türkiye’de sağlık alanında ciddi bir bozulma yaşandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

Sağlık alanında ağır bir tahribat olduğu gözleniyor. Bunun temel nedeni, Türk sağlığının uzun yıllardır özel hastane sahiplerinin yönetimine bırakılmasıdır. Oysa eğitim ve sağlık bir kamu hakkıdır. ‘Paranız yoksa iyi sağlık hizmeti alamazsınız’ anlayışı, Türk halkına yıllardır bir gerçek gibi dayatılmaktadır. Bu anlayış sosyal devlet ilkesine aykırıdır.

Sağlık Bakanlığı’nın uzun yıllardır tarikat ve cemaat etkisi altında olduğuna dikkat çeken Özdağ, bunun devlet yönetimi açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurguladı:

Sağlık Bakanlığı’nın tarikat ve cemaatlerin denetimi altında olması, sağlık sisteminde liyakati ve kaliteyi zayıflatmıştır. Devlet yönetimine bu yapıların müdahalesi, milletin menfaatleriyle ters düşmektedir.

Sağlık eğitiminin kalitesindeki düşüşe de değinen Prof. Dr. Özdağ, hekim göçünün nedenlerine dikkat çekti:

Bu süreçte sağlık eğitiminin kalitesinde ciddi bir gerileme yaşanmıştır. Yurt dışına giden doktorların temel nedeni yalnızca ekonomik değildir.

Doktorların değersizleştirildiği, şiddete maruz kaldığı ve ‘giderlerse gitsinler’ anlayışının hâkim olduğu bir ortamda hekimlerin yurt dışına yönelmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.

Doktorlar arasında yapılan araştırmalara da değinen Özdağ, sağlık çalışanlarının mesleki gelecekten umutlu olmadığını belirterek şunları söyledi:

Doktorların önemli bir bölümü, yeniden meslek seçme şansı olsa doktor olmak istemeyeceklerini ifade etmektedir.

Bu tablo, sağlık sisteminin ne denli ciddi bir kriz içinde olduğunu göstermektedir.

Çalıştayın yol haritasına katkı sunduğunu belirten Prof. Dr. Ümit Özdağ, sağlıkta yeniden yapılanma hedefini şu sözlerle tamamladı:

Bu çalıştay, sağlık alanında hazırladığımız yol haritasına son şeklini vermemize katkı sağladı.

Zafer Partisi iktidarında, sağlık hizmetlerinin herkes için erişilebilir, nitelikli ve eşit şekilde sunulduğu bir sistem inşa edeceğiz.

Sağlıkta Umut Veren Bir Yol Haritası

Zafer Partisi’nin 1. Türkiye Sağlık Çalıştayı, mevcut sağlık krizine karşı somut çözüm önerilerinin ortaya konduğu önemli bir platform oldu. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın kararlı duruşu ve sağlık alanındaki duyarlılığı, vatandaşların en temel hakkı olan sağlık hizmetine yeniden güvenle erişebileceği bir geleceğin inşa edileceğinin güçlü mesajı olarak değerlendirildi.

yilmazparlar@yahoo.com

12 Ocak 2026 Pazartesi

Asi-Der, 7000 Yıllık Geleneğe Yakışır Buluşma-Yılmaz Parlar

 

Asi-Der’den 7000 Yıllık Geleneğe Yakışır Yeni Yıl Buluşması: Umut, Dayanışma ve Kültür Aynı Sofrada

Kadim Antakya’nın Ruhu Yaşatıldı

Asi-Der Derneği, Geleneksel Yeni Yıl Buluşması “Ras es-Seni (Kuzelle)” etkinliğini 10 Ocak 2025 Cumartesi akşamı La Quinta by Wyndham Otel’de görkemli bir organizasyonla gerçekleştirdi.

Sıcak bir atmosferde geçen buluşmada, ASİ-DER üyeleri, iş insanları ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi.

Gecede; yemeğin, müziğin, eğlencenin, hüznün ve binlerce yıllık söylencelerin aynı sofrada buluştuğu anlamlı bir dayanışma atmosferi yaşandı.

Kadim Antakya’nın 7000 yıllık kültürel mirası, Süleyman Can Aslanyürek Orkestrası’nın eşsiz performansıyla yeniden hayat buldu.

Etkinlikte ayrıca 2025 yılı içerisinde üstün hizmet gösteren kişi ve kurumlara plaket takdim edilerek emek ve fedakârlık onurlandırıldı.

Tevfik Usluoğlu’ndan Birlik ve Umut Vurgusu

Asi-Der Derneği Başkanı Tevfik Usluoğlu, açılış konuşmasında salonda bulunan davetlileri sevgi ve saygıyla selamlayarak şu mesajı verdi:

“Bu yıla mirasımıza duyduğumuz şükran ve fark yaratma konusundaki yenilenmiş kararlılığımızla giriyoruz,”

“Bu gecede yalnızca bir yıl değişimini değil; umudu, dayanışmayı ve insanlık erdemini birlikte taşıyoruz. Kültürümüzü, inancımızı, geleneklerimizi ve kardeşliğimizi yaşatmak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Arap’ıyla, Alevi’siyle, Sünni’siyle tüm halkların barış içinde yaşadığı bir dünya idealini büyütmeye devam edeceğiz.”

Hep birlikte daha güçlüyüz

Usluoğlu ayrıca derneğin özellikle deprem sonrası yürüttüğü destek çalışmalarına dikkat çekerek, toplumsal dayanışmanın sürekliliğinin önemini vurguladı. “Hedeflerimiz arasında dil ve eğitim programlarını genişletmek, öğrenciler için bursları artırmak ve toplumumuzun yaşlı ve dezavantajlı üyelerine yönelik desteği güçlendirmek yer alıyor.” Konuşması, salonda büyük alkış aldı.

Asi-Der, Yardımlaşan, Birleştiren ve Kültürü Yaşatan Güç

Asi-Der Derneği yalnızca bir kültür derneği değil; insanı merkeze alan, farklılıkları bir araya getiren ve toplumsal dayanışmayı büyüten güçlü bir sivil toplum yapısı olarak öne çıkıyor.

Almanya’daki örgütlenme çalışmalarıyla sesini daha geniş kitlelere duyuran dernek; kültürel mirası yaşatmanın yanı sıra, zor zamanlarda dayanışma ağları kurarak toplumun yanında olmaya devam ediyor.

Bu anlamlı gece, Asi-Der’in birleştirici ruhunun ve Tevfik Usluoğlu’nun vizyoner liderliğinin güçlü bir yansıması oldu.

Geleceğe Taşınan Umut

Etkinlik, katılımcıların müzik eşliğinde coşkuyla kutlaması, dostlukların pekişmesi ve ortak değerlerin paylaşılmasıyla sona erdi.

2026 Vizyonunu Belirledi

Asi-Der ailesi, önümüzdeki yıllarda da kültürü yaşatan, toplumu buluşturan ve umudu büyüten etkinliklerle yoluna kararlılıkla devam edeceğini ilan etti.

yilmazparlar@yahoo.com

29 Aralık 2025 Pazartesi

Samimiyet mi, Sınır İhlali mi?-Yılmaz Parlar

  

Ece Şahin’den İş Dünyasında Farkındalık Yaratan, İnce Çizgisine Cesur Bir Işık tutan Güçlü Mesajlar

İş dünyasında başarı yalnızca rakamlarla değil, iletişim kalitesiyle de ölçülür. Şahin Şirketler Grubu CEO’su, başarılı iş insanı ve vizyoner lider Ece Şahin, iş hayatında sıkça göz ardı edilen ama etkisi derin olan En Hassas Konusunu ele aldığı "Samimiyet mi? Sınır İhlali mi?" adlı kitabı ile profesyonel iletişimin görünmez kurallarına ışık tuttu. Bu alanda önemli bir farkındalık yaratdı…

Görkemli Lansman, Elit Davetliler

Ece Şahin’in merakla beklenen kitabının lansmanı, 26 Aralık 2025 akşamı, eğlence ve zarafetin buluştuğu Çakıl Keyif Restaurant’ta görkemli bir organizasyonla gerçekleştirildi.

İş, cemiyet ve medya dünyasından elit dostların katıldığı tanıtım gecesinde, davetliler Ece Şahin’in imzalı kitaplarını alma ayrıcalığını yaşadı.

İş Kadınından İş Dünyasına Samimi ve Güçlü Bir Rehber

Ece Şahin, uzun yıllara dayanan liderlik deneyimlerinden ve keskin gözlemlerinden yola çıkarak kaleme aldığı eserinde, profesyonel deneyimini samimi bir dille aktarıyor.

Ece Şahin, kitapta iş yaşamında kullanılan bir cümlenin bazen köprüler kurabildiğini, bazen görünmez duvarlar örebildiğini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

İlişkileri güçlendiren samimiyet nerede biter, rahatsız edici bir sınır ihlali nerede başlar?"

Samimiyet ile sınır ihlali arasındaki o ince çizgiyi ustalıkla anlatan Şahin, iş dünyasında hitap biçimlerinin sadece kelimelerden ibaret olmadığını, ilişkilerin yönünü ve kurum kültürünü doğrudan etkilediğini vurguluyor.

İletişim Tuzaklarına Ayna Tutan Bir Eser

Ece Şahin, yılların birikimiyle edindiği gözlemleri; çoğu zaman adını koyamadığımız iletişim tuzaklarıyla harmanlayarak okuyucuya kendine ayna tutan bir farkındalık alanı sunuyor.

Samimiyetin doğru kullanıldığında nasıl iyileştirdiğini, yanlış kullanıldığında ise nasıl yaralayabildiğini; içtenlik, saygı ve profesyonellik kavramları üzerinden sade ama etkili bir anlatımla aktarıyor.

Yöneticiler ve Ekipler İçin Başucu Kitabı

Yöneticilerden çalışanlara, ekip liderlerinden girişimcilere kadar iş dünyasında sağlıklı ilişkiler kurmak isteyen herkes için “Samimiyet mi – Sınır İhlali mi?”güvenli iletişimin dilini yeniden tanımlayan güçlü bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor.

İş Dünyasının Görünmez Çizgisini Çizen, Modern iş yaşamının en kritik ikilemlerinden birini masaya yatıran Ece Şahin’e Takdir…

Başarılı iş hayatını, liderlik vizyonunu ve insan odaklı yaklaşımını bu değerli eserle taçlandıran Ece Şahin, iş dünyasında iletişimin önemine dikkat çeken öncü çalışmasıyla büyük takdir topladı.

Ece Şahin, İş Dünyasına İlham Veren Bir Lider ve Öncü Bir Kalem

Kitap, yalnızca bir iletişim rehberi değil; aynı zamanda daha insancıl, daha saygılı ve daha verimli iş ortamları inşa etmek için bir yol haritası sunuyor.

Lansman gecesi boyunca gösterilen yoğun ilgi, kitabın şimdiden önemli bir boşluğu doldurduğunu gözler önüne serdi.

Lansmanda konuşan Ece Şahin, "Amacım, hepimizin günlük hayatta hissettiği ama çoğu zaman adlandıramadığı o ince çizgiye dikkat çekmek ve daha bilinçli, daha nazik bir iletişim dilinin mümkün olduğunu göstermek" dedi.

Katılımcılar, iş hayatının bu önemli ve üzerinde nadiren durulan konusunu ele aldığı için Şahin'i kutlayarak, imzalı kitaplarını almanın mutluluğunu yaşadı.

Ece Şahin, sadece başarılı bir iş insanı olarak değil, şimdi de deneyimlerini paylaşan bir yazar olarak, Türkiye iş dünyasına değer katmaya ve iletişim kültürümüzü zenginleştirmeye devam ediyor.

yilmazparlar@yahoo.com

3 Aralık 2025 Çarşamba

Kalp Krizinde 3 Dakikalık Mucize-Yılmaz Parlar

  

Prof. Dr. Mutlu Vural Hayat Kurtaran Gerçeği Anlattı

“Hayatta kalmanın anahtarı, ambulans gelene kadar yapılan doğru kalp masajıdır”

Turizm dünyasının yakından tanıdığı, sektöre yıllarca emek vermiş, ödüllü Anadalu Folk grubunun Başkanı Göksenin İleri’nin duyarlılığı sayesinde PM TV ekranlarında çok hayati bir konu masaya yatırıldı.

TÜRSAB Genel Kurul Başkan adayların toplantılarında  seyahatlerde sık yaşanan sağlık vakalarını gündeme taşıyan Göksenin İleri’ninözellikle kalp krizlerinin ilk dakikalarında yapılacak müdahalenin hayati önemini vurgulayarak, bu konuda bir yayın yapılmasını önerdi.
Bu öneri, Türkiye’nin en önemli acil tıp ve ilk yardım otoritelerinden biri olan
Hayatta Kal Derneği Başkanı – Doç. Dr. Mutlu Vural
ile gerçekleştirilen özel bir röportajın kapısını açtı.

Biz de PM TV olarak, binlerce hayat kurtarabilecek bu kritik bilgileri ekranlara taşımak için harekete geçtik.

 “Kalp krizi beklemez. 3 dakikada beyin hasarı başlıyor” – Doç. Dr. Mutlu Vural

Prof. Dr. Mutlu Vural, kalp krizi ve ani kalp durması konusunda Türkiye’nin en deneyimli isimlerinden biri. Bilimsel çalışmaları, projeleri ve eğittiği binlerce kişiyle ülkemizde ilk yardım bilincinin yayılması için en çok emek veren uzmanlardan.

Vural hocamız röportajda şu çarpıcı gerçekleri anlattı:

112 Yetişene Kadar Ne Yapmalı? Prof. Vural’dan Kritik Hayat Dersleri

“Kalbi duran bir kişide nefes 2–3 dakika devam edebilir. Bu sizi yanıltmasın”

“3 dakikadan sonra beyin hasarı başlar, 6 dakikada ağır hasar olur, 12 dakikada ölüm kabul edilir.”

“Sadece kalp masajı ile beyni 20–30 dakika hayatta tutmak mümkün”

Bu bilimsel gerçek, acil yardımın neden “saniyeler içinde” başlaması gerektiğini anlatıyor.

Göksenin İleri’den,  Turizm Sektörü İçin Uyarı

“400 kişilik gruplar taşıyoruz ama ilk yardımı düşünmüyoruz ”

Turizm sektöründeki tecrübesiyle bilinen Göksenin İleri seyahatlerde yaşadığı olaylardan yola çıkarak şu ikazı yaptı:

“Turlarımızda 45–60 yaş arası misafir çok. Kalp krizi her an olabilir.
112 gelene kadar geçen sürede yapılacak müdahale hayat kurtarır.
Bunun için tur rehberleri, acentalar, organizatörler mutlaka ilk yardım eğitimi almalı.”

Bu farkındalık, PM TV’nin bu tarihi yayını hazırlamasının da temel sebebi oldu.

Kalp Krizi Geldiğinde Ne Yapmalı? Prof. Vural’dan Hayat Kurtaran Rehber

Prof. Dr. Vural’dan Altın Değerinde İlk Yardım Rehberi

Kalbi duran bir kişi için hayat kurtaran basamaklar:

Kişi yere yığılır ve tepki vermezse hemen 112 aranacak.

Nefese bakılarak zaman kaybedilmeyecek.

Göğsün ortasına dakikada 100–110 ritimle güçlü kalp masajı yapılacak.

Ne su, ne ilaç – ağızdan hiçbir şey verilmeyecek.

Ambulans gelene kadar masaj kesilmeyecek.

2026’dan itibaren yaşam alanlarında zorunlu olacak

Herkesin kullanabileceği ‘Akıllı Şok Cihazları (OED)’

Dr. Vural ayrıca büyük bir müjde verdi:

2026’dan itibaren AVM, otel, toplu yaşam alanlarında otomatik şok cihazları zorunlu olacak.
Bu cihazlar konuşuyor, yönlendiriyor ve bir çocuk bile kullanabiliyor.

“Tek bir kalp masajı bile bir hayat demek”

YouTube’da yaptığı farkındalık videosunda Dr. Vural, toplumdaki 100.000 ani kalp durması vakasının büyük bölümünün doğru müdahale yapılsa kurtulabileceğini vurguluyor.

İleri’nin duyarlılığı + Dr. Vural’ın bilgeliği  Binlerce hayat kurtaracak farkındalık

Bu yayının gerçekleşmesine öncülük eden İleri’ytoplumsal sorumluluk bilinci için,
Dr. Mutlu Vural’ı ise bilime, insan hayatına ve eğitime adadığı eşsiz emekleri için PM TV olarak yürekten kutluyoruz.

PM TV, toplum yararına olan bu yayınları sürdürecek.

yilmazparlar@yahoo.com

1 Aralık 2025 Pazartesi

Zafer Partisi’nden Ekonomi Çalıştayı-Yılmaz Parlar

  

Emekliye Adalet İçin Stratejik Çalıştay

Zafer Partisi, bugün Türkiye’nin gerçek sorunlarını konuşan, çözümü bilimsel verilerle ve milli çıkarlarla şekillendiren tek siyasi güç olduğunu bir kez daha gösterdi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın milletin hakkını savunmaktaki kararlılığı, yalnızca siyasi bir duruş değil; Türkiye’nin geleceği için tarihi bir sorumluluktur.

Emekliden çiftçiye, işçiden esnafa kadar herkesin sesi olan bu mücadele, ülkemizin yeniden ayağa kalkması için en büyük umuttur.

Türkiye’nin Ekonomik Gerçeklerini Masaya Yatıran Stratejik Çalıştay

Siyasi tabloyu netleştiren, Türkiye’nin en geniş katılımlı ve en kapsamlı emekli odaklı çalıştaylarından biri, 30 Kasım 2025’te Ankara Yahyalar Aile Yaşam Merkezi Gösteri Salonu’nda düzenlendi. Emeklilerin, dul ve yetim ailelerinin yıllardır çözülemeyen ekonomik sorunlarının bilimsel ve hukuki yönleriyle masaya yatırıldığı bu toplantı; yalnızca bir değerlendirme toplantısı değil, Türkiye’nin ekonomik geleceğini yeniden şekillendirme iddiası taşıyan stratejik bir zirve niteliği taşıdı. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın katılımıyla gerçekleştirilen çalıştay; içerdiği analizler, öneriler ve eleştirilerle önümüzdeki dönemin yol haritasına ışık tuttu.

Zafer Partisi’nin Çözüm Paketi

Bu Milletin Kaynağı, Bu Millete Dağıtılacak

Zafer Partisi’nin emekliler için hazırladığı politika seti çalıştayda net biçimde ortaya kondu:

Aylık bağlama oranı %30’dan tekrar %70’e çıkarılacak

Refah payı eskisi gibi %100 uygulanacak

Emeklilerin temel ihtiyaçlarını güvence altına alan sistem kurulacak

OYAK benzeri sürdürülebilir bir kaynak modeli tüm Türkiye için uygulanacak

Sığınmacı politikasının yarattığı ekonomik yük son bulacak

Kamu harcamalarındaki israf kesilecek

Özdağ“Kaynakları yeniden Türk milleti lehine dağıtacağız. Emekli, hayatının son dönemini huzur içinde yaşamayı hak ediyor.”

Çalıştaydan Başlıklar

STK başkanlarının değerlendirmeleri
SGK mevzuatı ve emeklilik sistemi sunumu  Vedat İlki
TÜİK ve enflasyon davaları Av. Ali Erdem Gündoğan
Memur emeklilerinin durumu  Fatih Kozan
Vergi ve yapılandırmaların etkileri  Muraka Çakmar
Ekonomik ve finansal analiz Prof. Dr. Mehmet Alagöz
Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın kapsamlı Türkiye değerlendirmesi
Çalışma Hayatı ve Emekli Politikaları Başkanı Mehmet Akif Cenkci’nin sunumu

Özdağ, “Türkiye Ekonomisi Artık Krizde Değil, Buhranda”

Genel Başkan Özdağ, çalıştayda yaptığı Türkiye’nin gerçeklerini ortaya seren konuşmada emeklilerin yaşadığı dramı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi tercihlerle şekillenmiş bir sonuç olarak değerlendirdi:

“Sekiz yıldır milli gelirden pay alan yüzde 80’in küçülmesi kriz değil; bu ağır bir ekonomik buhrandır.”

Özdağ, yanlış ekonomi politikalarının yalnızca emeklileri değil;
 sanayiciyi, çiftçiyi, pazarcıyı, halciyi, esnafı çökme noktasına getirdiğini vurguladı.

Tarım sektöründeki ithalat bağımlılığının ülkeyi kendi kendine yetemez hale getirdiğini, sanayicinin yüksek faiz ve düşük kur kıskacında nefes alamadığını örneklerle anlattı.

Türk Sanayicisi %50 Faizle Kredi Alırken Alman %3 İle Alıyor

Organize Sanayi Bölgelerinde Türkiye ile Almanya arasındaki uçuruma dikkat çeken Özdağ:

Çarpıcı açıklamalar içeren Kritik Uyarı

Dengeleri sarsılmış, Türk sanayisi rekabet edemez hale getirildi. 2026 Cumhuriyet tarihinin en zor yılı olacak.
diyerek Türkiye’nin sanayi gücünün Mısır gibi ülkelere kaydırıldığını, binlerce işçinin işsiz kaldığını belirtti.

Para Yok Değil, Var,  Ama Millete Değil Başkalarına Dağıtılıyor

Özdağ, AKP iktidarının kaynak dağılımındaki tercihlerine sert çıktı: Suriyelilere yıllık 11 milyar dolar, yurt dışına “insani yardım” adı altında 8 milyar dolar, Kamu-Özel İş Birliği projelerine 5 milyar dolar ödeme yapıldığını hatırlatarak: “Sonra emekliye para yok deniyor. Bu kabul edilemez bir tercihtir.” dedi.

2003–2025 Arasındaki Uçurum: “11 Çeyrekten 2 Çeyreğe”

Çalıştayda en dikkat çeken verilerden biri Özdağ’ın ülke gündemine damga vuran altın hesabı oldu:

2003’te emekli maaşıyla 11 çeyrek altın alınıyordu. Bugün sadece 2 Çeyrek
Her emekli her ay 9 çeyrek altını kaybediyor.

Bu kaybın yalnızca ekonomik değil, politik tercihlerle alakalı kaynakların yanlış ellere aktarılması olduğunu vurguladı.

Erken Seçim Şart

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik şartların artık ertelenemez hale geldiğini belirten Özdağ:

“Türk milletinin iradesi sandığa yansıtılmalı. Erken seçim artık kaçınılmazdır.” diyerek siyasal atmosferin değişmesi gerektiğini vurguladı.

yilmazparlar@yahoo.com 

9 Kasım 2025 Pazar

16. Boğaziçi Zirvesi Stantlar-Yılmaz Parlar

  

Göz Dolduran Stantlar ve Yenilikçi Çözümler

16. Boğaziçi Zirvesi’nde Küresel İşbirliği Rüzgârı, Küresel Uyum İçin İş Dünyasını Buluşturdu

Stantlar, İnovasyon ve İşbirliğinin Vitrini Oldu

 “Küresel Zorluklar: Yeni Gerçeklere Uyum” temasıyla 6–7 Kasım 2025 tarihlerinde Four Seasons Bosphorus Hotel’de gerçekleşen Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Özgencil'in liderlik ettiği Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) 16. Boğaziçi Zirvesi, dünya ekonomisinin, iş dünyasının ve sivil toplumun önde gelen isimlerini bir araya getirdi.

Zirve, küresel gündemi şekillendiren konuları masaya yatırırken, firma ve derneklerin açtığı birbirinden değerli stantlar da iş dünyasının gelecek vizyonunu sergiledi.

Görünür Olmanın ve İş Fırsatlarının Anahtarı

Böylesine prestijli bir uluslararası organizasyonda stand açmak, markalar için paha biçilmez bir fırsattır.

Katılımcılar, sadece ürün ve hizmetlerini tanıtmakla kalmaz, aynı zamanda sektöründeki en etkili isimlerle, potansiyel yatırımcılarla ve iş ortaklarıyla doğrudan iletişim kurma şansı yakalar.

Zirvedeki her bir stand, bir yenilik hikayesi, bir işbirliği daveti ve marka itibarını güçlendiren canlı bir vitrin niteliğindeydi.

Cengiz Özgencil İşbirliğine Öncülük Eden Liderler

Zirvenin bu denli başarılı geçmesinde ve standların yoğun ilgi görmesinde UİP Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Cengiz Özgencil'in vizyoner liderliği ve organizasyon kabiliyeti belirleyici oldu.

Kendisi, Türk iş dünyasını küresel platformda temsil etme konusundaki kararlılığı ve üstün çabalarıyla takdir topladı.

Göz Dolduran Stantlar ve Yenilikçi Çözümler

Standların Gücü, Görünür Olmanın ve İşbirliğinin Anahtarı

Bu yılki zirvede firmalar, dernekler ve teknoloji girişimleri açtıkları stantlarla inovasyon, sürdürülebilirlik ve yerel değerleri bir arada sergilediler.

Göze çarpan Stantlardan
SmartOptMTM Medya Takip MerkeziMatriks Finansal TeknolojilerTABATÜGİADEGİAD ve Bitlis Kaldera Bal gibi kuruluşlar, hem ulusal hem de uluslararası ziyaretçilere ürün ve hizmetlerini tanıtarak dikkat çekti.

Standlar, yalnızca tanıtım alanı değil; yeni ortaklıkların filizlendiği, fikirlerin paylaşıldığı ve ülkeler arası ekonomik ilişkilerin güçlendiği birer etkileşim merkezi haline geldi.

Yer alan firmalar, Türkiye'nin farklı sektörlerdeki dinamizmini ve inovasyon gücünü yansıttı:

SmartOpt: Prof. Dr. Metin Türkay'ın akademik birikimini endüstriye taşıyan şirket, yapay zeka destekli tedarik zinciri optimizasyonuyla geleceğin iş modellerine ışık tuttu.

Matriks Finansal Teknolojiler A.Ş.: Fintech sektörünün köklü ve güvenilir çınarı, finansal veri ve analiz çözümleriyle piyasalara yön veriyor.

MTM - Medya Takip Merkezi: Yapay zeka ile güçlendirilmiş kapsamlı medya takip ve analiz platformu, markaların stratejik kararlarını nasıl veriye dayandırdığını etkileyici bir şekilde sergiledi.

TÜGİAD: Türkiye'nin gelecek vaat eden iş insanlarını ve girişimcilerini temsil eden bu güçlü dernek, genç ve dinamik iş dünyasının sesi oldu.

Bitlis'in Endemik Lezzetleri ve Kültür Hazineleri: Eren Holding'in destekleriyle zirvede temsil edilen Kadim Şehir Bitlis, Kaldera balı, ceviz ve karadut reçelleri, Eren Koleji ve Uluslararası Beş Minare Film Festivali ile hem kültürel zenginliği hem de yatırım potansiyelini tüm dünyaya tanıtma fırsatı buldu.

TABA,

TABA (Türk Amerikan İş Adamları Derneği) Başkanı Sayın Süleyman Sanlı ise, derneğin köklü tarihini ve Türk-Amerikan ticari ilişkilerindeki kritik rolünü temsil eden bir isim olarak öne çıktı. TABA standının ve diğer katılımcı standların başarılı bir şekilde ziyaret edilmesine öncülük ederek, ağ oluşturmanın ve somut iş bağlantıları kurmanın önemini bir kez daha gösterdi. Her iki lider de, iş dünyasının zorluklarla başa çıkmasında işbirliği ve diyaloğun ne denli hayati olduğunun canlı örneği oldular.

Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP)’un kurucusu Cengiz Özgencil, Cengiz Özgencil, yıllardır sürdürdüğü istikrarlı liderlik ve diplomatik vizyonuyla Boğaziçi Zirvesi’ni küresel ölçekte bir marka haline getirdi.

Vizyoner liderliğiyle zirveye damgasını vurdu. Zirvenin her aşamasında gösterdiği titiz organizasyon anlayışı, uluslararası iş çevreleri tarafından büyük takdir topladı.

16. Boğaziçi Zirvesi, Türkiye'nin sadece küresel zorlukları tartıştığı değil, aynı zamanda bu zorluklara çözüm üreten şirket ve kurumlarıyla nasıl aktif bir rol oynadığını gösteren etkileyici bir organizasyondu.

Cengiz Özgencil gibi liderlerin öncülüğünde, her biri birer inovasyon üssü olan stantlar, iş dünyasının dayanıklılığının ve yeni fırsatlara adapte olma kapasitesinin canlı kanıtıydı.

Bu zirve, Türk iş dünyasının küresel arenadaki itibarını bir kat daha pekiştirirken, "yeni gerçeklere uyum"un en iyi yolunun birlikte çalışmak ve yenilikçi çözümler geliştirmekten geçtiğini bir kez daha hatırlattı.

Katılımcıların Ortak Mesajı

Katılımcı kurumlar, Boğaziçi Zirvesi’nin sunduğu bu güçlü platform sayesinde; markalarını tanıtma, yeni iş bağlantıları kurma ve küresel iş ağlarına dahil olma fırsatı yakaladı.


yilmazparlar@yahoo.com

Zafer Partisi’ne Yıpratma Operasyonu Çöktü-Yılmaz Parlar

ANASAYFA SİYASET EKONOMİ TURİZM B...