15 Mart 2025 Cumartesi

CEO Ece Şahin’den Başarılı İhracat Hamleleri-Yılmaz Parlar

 CEO Ece Şahin’den Başarılı İhracat Hamleleri

Şahin Şirketler Grubu Müşteri Memnuniyetinde Zirvede,

Şahin Şirketler Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Ali Cemal Şahin’in liderliğinde, yapı malzemeleri sektöründe başarısını sürdüren grup, müşteri memnuniyeti ve ihracat faaliyetleriyle adından söz ettiriyor. 



Grubun CEO’su Ece Şahin ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda, şirketin faaliyetleri, hizmet kalitesi ve uluslararası başarıları üzerine kapsamlı bilgiler edindik.

Şahin Şirketler Grubu'nun yapı sektöründeki başarısının sırrını şu sözlerle açıkladı; 

Müşterilerimize, en kapsamlı çözüm portföyünü sunmak için alanında lider üretici ve çözüm ortakları ile iş birliği yapıyoruz.

Satış öncesi ve sonrasında üstün hizmet kalitesi ile yüksek müşteri memnuniyeti sağlamayı hedefleyiyoruz.

Şahin Yapı olarak, yeterlilik testlerinden geçmiş ve sertifikalı ürünleri müşterilerimize sunarak güvenilirliği sürdürüyoruz.

Müşterilerimizin zaman değerlerini bilerek, verdiğimiz sözleri zamanında yerine getiriyoruz. 

Müşterilerimize tüm malzemeleri tek tedarikçiden temin etme olanağı sunarak, zaman, enerji ve fiyat konusunda önemli tasarruf imkanı sağlıyoruz.

Geniş ürün portföyümüz ile müşterilerimize 

hizmet sunan Şahin Yapı olarak, çevre dostu malzemeleri kullanarak sürdürülebilir bir gelecek için de önemli adımları atmaya devam ediyoruz.



Geniş Ürün Portföyü ve Yüksek Hizmet Kalitesi

Aldığımız bilgiler ışığında; 

Şahin Şirketler Grubu 10 binden fazla ürün çeşidini içeren geniş bir portföy ile müşterilerine hizmet sunmaktadır. 

Şirket, yapı sektöründe en kaliteli ve sertifikalı ürünleri bir araya getirerek müşterilerinin tüm ihtiyaçlarını tek bir tedarikçiden karşılamalarına olanak sağlamaktadır. 

Bu da zaman, enerji ve maliyet açısından önemli tasarruflar sağlamaktadır.

Şahin Yapı, satış öncesi ve satış sonrası hizmetlerde gösterdiği üstün başarıyla müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmayı başarmıştır. 

Şirket, müşteri taleplerini sürekli karşılamak ve zamanında teslimat yapmak konularında titiz bir çalışma yürütmektedir. Aynı zamanda, çevre dostu malzemeler kullanarak sürdürülebilir bir yaklaşım benimsemektedir.

İhracatta Büyük Başarı

Şahin Şirketler Grubu CEO’su Ece Şahin, ihracat faaliyetlerini de başarılı bir şekilde yürütmektedir. 

Yapı sektöründeki uzmanlığı ve müşteri odaklı yaklaşımı sayesinde, yurtdışındaki ithalatçı firmalar, kaliteli malzemeleri tek bir yerden almanın avantajını yaşamaktadır. 

Şirketin geniş ürün gamı, farklı pazarlarda önemli bir tercih sebebi olmaktadır.

Ece Şahin, müşteri memnuniyetini sürekli kılmak için teknolojiyi yakından takip ettiklerini ve yenilikleri hizmetlerine entegre ettiklerini vurguladı. 

Şahin Yapı’nın müşteri odaklı çalışma prensibi, sektördeki başarısının anahtarı olarak öne çıkıyor.

Kaliteden Ödün Vermeyen Hizmet Anlayışı

Şahin Yapı Malzemeleri, yeterlilik testlerinden geçmiş ve sertifikalı ürünleri müşterilerine sunarak güvenilir bir iş ortağı olarak kabul ediliyor. 

Müşterilerine zamanında teslimat yaparak iş ortaklarının memnuniyetini daima ön planda tutuyor.

Şirket Hakkında

Şahin Şirketler Grubu, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri takip ederek, müşteri beklentilerini en iyi şekilde karşılamak amacıyla alanında lider üretici ve çözüm ortakları ile çalışıyor. 

Yapı malzemeleri sektöründeki uzmanlığı ile her geçen gün büyüyen Şahin Yapı, kalite, güven ve müşteri memnuniyeti üzerine inşa ettiği başarısını uluslararası arenaya da taşımaya devam ediyor.

yilmazparlar@yahoo.com

14 Mart 2025 Cuma

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Aylık Meclis Toplantısı Gerçekleştirildi-Yılmaz Parlar

  

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Aylık Meclis Toplantısı Gerçekleştirildi

Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç: "Türkiye'nin Küresel Güç Olarak Önemi Artıyor"

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Aylık Meclis Toplantısı, 13 Mart 2025 Perşembe günü İTO’nun Eminönü’ndeki merkez binasında gerçekleştirildi. Toplantıda, İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin küresel ekonomi içindeki konumuna, yatırımlara, ihracata ve ekonomik büyümeye dair önemli açıklamalarda bulundu.



Küresel Ekonomik Dönüşüm ve Türkiye'nin Rolü

Şekib Avdagiç, yaptığı konuşmada küresel ekonominin yeni dinamikler kazandığını belirterek, bu süreçte Türkiye’nin Avrupa ve Orta Doğu’da güvenlik ve savunma açısından stratejik bir ortak olarak konumlandığını vurguladı. Özellikle ABD, Avrupa Birliği ve Rusya ile yakın ilişkilerin Türkiye’yi küresel barış ve istikrarın sağlanmasında önemli bir güç haline getirdiğine dikkat çekti.



Avdagiç, “Geçmişte bu türden yakın özelliklerin ortadan kalkması, Türkiye’nin yeterince bölünmesine neden olabilir. Ancak bugüne baktığımızda, Türkiye silahlı kuvvetlerine yaptığı yatırımlarla ve stratejik konumuyla daha güçlü bir hale gelmiştir.” dedi.



Ekonomik Büyüme, İhracat ve Yatırımlar

Konuşmasında ekonomik büyümeye de değinen Avdagiç, Türkiye'nin 2024 yılında otomotiv ve sanayi alanlarındaki ithalatının düşüş gösterdiğini, ancak ticari sektörlerin hızlı bir şekilde toparlandığını ifade etti. Ayrıca, ihracatın ve yatırımların büyümenin en önemli unsurları olduğuna dikkat çekti.

Avdagiç, “Kamu, kredi piyasalarında düzenleyici bir rol oynamalı. Uygun maliyetle ve yeteri miktarda finansman sağlanması, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Bu destek düzenleyici faaliyetler, enflasyonla mücadeleye de önemli katkılar sunacaktır.” şeklinde konuştu.



Türk Lirası ve Vergi Politikaları

Türk lirasının değer kazanımının ihracat üzerindeki etkilerine dikkat çeken Avdagiç, kur dalgalanmalarının ihracatçıları olumsuz etkilediğini belirtti. Vergi politikalarının da gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Avdagiç, adil bir şekilde gelir ve kazançların vergilendirilmesinin önemine vurgu yaptı.

“Vergi politikalarının sadece tüketimi değil, adil bir şekilde gelir ve kazançları vergilendiren bir yapıya kavuşması gerekiyor. Özel sektörün sesi bu nedenle daha iyi duyulmalı.” dedi.

Ramazan Ayı Yardım Kampanyası Başlatıldı

Toplantıda ayrıca, İTO tarafından başlatılan Ramazan Ayı Yardım Kampanyası da tanıtıldı. Şekib Avdagiç, kampanya kapsamında 19 milyon tonluk gıda yardımı yapılmasının hedeflendiğini belirtti. Bu kampanyanın, İstanbul’un çeşitli noktalarında gerçekleşeceğini ve iş dünyası ile yerel yönetimlerin iş birliği ile hayata geçirileceğini vurguladı.

Avdagiç, “Bu kampanya, hem ülkemize hem de insanlığa fayda sağlayacak önemli bir adımdır. Hakkaniyet, huzur ve güven içinde bu kampanyayı başarıyla tamamlamayı diliyoruz.” ifadelerini kullandı.




İTO'nun Geleceğe Yönelik Vizyonu

Şekib Avdagiç, konuşmasının sonunda İTO olarak Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına katkı sunmak için doğru zamanda, doğru yerde olma vizyonuna sahip olduklarını belirtti. Türkiye’nin bölgesel ve küresel anlamda güçlenmeye devam edeceğini ifade eden Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde terörle mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü dile getirdi.

Şekib Avdagiç, “Önümüzdeki süreçte Türkiye’yi daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımak için tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” dedi

yilmazparla@yahoo.com

3 Mart 2025 Pazartesi

Prostat Kanseri-Kısırlık-Kronik Prostatitde Umut-Yılmaz Parlar

 Prostat Kanseri-Kısırlık-Kronik Prostatitde Umut

Üroloji Hastalara Umut, Prof. Dr. Tolga Akman ve Op. Dr. Zafer Oyman

Bahçelievler Medicana Hastanesi ve Üroloji Bölümü’nün Yıldızı Prof. Dr. Tolga Akman ve Op. Dr. Zafer Oyman, Hastalara Umut Olan Hekimler



Sağlık sektöründe kalite ve yenilikçilik anlayışıyla alanında öncü kurumlardan biri olan, hasta memnuniyeti ve uzman kadrosuyla adından sıkça söz ettiren İstanbul’un kalbinde, Bahçelievler Medicana Hastanesi, üstün hizmet anlayışı ve teknolojik donanımıyla hastalarına umut ışığı oluyor.



Sunduğu hizmetlerle dikkat çeken hastane, özellikle Üroloji Bölümü’nde liderliği üstlenen Prof. Dr. Tolga Akman gibi alanında yetkin ismi bünyesinde barındırıyor.

Mesleğinde çığır açan uygulamaları ve hasta odaklı yaklaşımıyla tıbbın geleceğine yön veren Prof. Dr. Tolga Akman, hastalarına şifa dağıtmaya devam ediyor.

Üroloji Bölümü’nde Bir Değer, Prof. Dr. Tolga Akman

Bahçelievler Medicana Hastanesi’nin üroloji bölümü, Prof. Dr. Tolga Akman’ın liderliğinde adeta bir başarı hikayesi yazıyor.

Alanında yılların deneyimine sahip olan Prof. Dr. Akman, hem meslektaşları hem de hastaları tarafından büyük bir saygı ve hayranlıkla anılıyor.

Prof. Dr. Tolga Akman, ürolojinin zorlu ve karmaşık vakalarında gösterdiği başarılar ve hastalarına olan şefkatli yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

Dr. Akman, Özellikle Lazer Operasyonları, minimal invaziv cerrahi tekniklerden robotik destekli operasyonlara kadar pek çok modern yöntemi başarıyla uygulayarak, ürolojik hastalıkların tedavisinde fark yaratıyor. Ürolojinin zorlu ve karmaşık vakalarında gösterdiği başarılar özellikle prostat kanseri, böbrek taşı tedavisi alanlarıda çok aranan bir hekim.

Alanında edindiği engin bilgi birikimi ve deneyimiyle Modern tıbbın tüm imkanlarını kullanarak hastalarına en ileri tedavi yöntemlerini sunuyor.

Hastaların Gözünden Prof. Dr. Tolga Akman

Prof. Dr. Tolga Akman’ın hastaları, onun sadece bir hekim değil, aynı zamanda bir dost ve danışman olduğunu söylüyor.

Tedavi sürecinde hastalarını bilgilendiren, onlara moral veren ve her adımda yanlarında olan Akman, bu özellikleriyle hasta-hekim ilişkisinin nasıl olması gerektiğini adeta gözler önüne seriyor.

Bir hasta, “Prof. Dr. Tolga Akman, sadece tıbbi bilgisiyle değil, insanlığı ve samimiyetiyle de beni etkiledi. Kendisine ne kadar teşekkür etsem az” diyerek duygularını ifade ediyor.

Sağlıkta Mükemmellik

Bahçelievler Medicana Hastanesi ve üroloji bölümünün değerli ismi Prof. Dr. Tolga Akman, sağlık alanında mükemmelliğin nasıl olması gerektiğini gösteriyor.

Hem tıbbi başarıları hem de insani yaklaşımıyla hastaların gönlünde taht kuran Akman, Medicana’nın başarı hikayesine büyük katkı sağlıyor.

Ürolojide Devrim, Prof. Dr. Tolga Akman

Üroloji Bölümü’nün başında bulunan Prof. Dr. Tolga Akman,

Hastalarına olan yaklaşımındaki samimiyet ve titizlik, onun mesleki başarısının temelini oluşturuyor.

Prof. Dr. Tolga Akman “Her hastanın hikayesi ve tedavi süreci bizim için özel. Teknolojiyi en etkin şekilde kullanarak, her zaman en doğru ve insancıl yaklaşımla hizmet veriyoruz.”

Geleceğe Yönelik Vizyon

Medicana Hastanesi ve Prof. Dr. Tolga Akman, sağlık alanında geleceğe yönelik yenilikçi adımlarıyla, hem ulusal hem de uluslararası arenada adından söz ettiriyor. Sürekli geliştirilen tedavi yöntemleri ve araştırmalar, hastaların daha sağlıklı bir yaşam sürmeleri için yeni kapılar aralıyor.

Bu vizyon, hastaneyi ve özellikle Üroloji Bölümü’nü, medikal dünyanın parlayan yıldızlarından biri haline getiriyor.



Ürolojide Emeği Geçen Yıldız, Op. Dr. Zafer Oyman

Medicana Bahçelievler, Hastanesi Üroloji Bölümünde, yine alanında yılların deneyimi, modern tedavi yöntemlerine olan hakimiyeti ve hastalarına sunduğu şefkatli yaklaşımıyla Op.  Dr. Zafer Oyman, tıp camiasının ve hasta topluluklarının gönlünde yer almış bir hekim.

Erkek sağlığı, infertilite (Kısırlık) Kronik prostatit gibi alanlarda uzmanlaşan Op. Dr. Oyman, modern tıbbın tüm imkanlarını kullanarak hastalarına en iyi tedaviyi sunuyor. Yurt içi Yurt dışı çok sayıda hasta kapısını çalıyor.

Mesleğine olan bağlılığı ve özverisi, hastalarının hayatlarında fark yaratan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Tedavi sürecinin her aşamasında hastalarına güven ve huzur veren bir ortam yaratıyor. Bu sayede, en zorlu sağlık sorunlarında bile hastalar, yanında güvendikleri bir uzmana sahip olduklarını bilmenin rahatlığıyla tedavi oluyorlar.

Çalışma prensipleri, hasta memnuniyetine verdiği önem ve teknolojiyi etkin kullanma yeteneği, sağlık dünyasında ilham verici bir rol model oluşturuyor.

Op. Dr. Zafer Oyman, emeği geçen bir üroloji uzmanı olarak, mesleki titizliği, teknolojik yeniliklere olan adaptasyonu ve hasta odaklı yaklaşımıyla sağlık alanında fark yaratmaya devam ediyor.

Onun gösterdiği üstün performans ve özveri, hem hastalar hem de tıp camiası tarafından takdirle karşılanıyor.

Medicana Bahçelievler, Sağlıkta Mükemmelliğin Adresi

Sağlık sektöründe hasta odaklı yaklaşımı ve ileri teknoloji altyapısıyla fark yaratan Medicana Bahçelievler Hastanesi, sunduğu hizmetlerle modern tıbbın en parlak örneklerinden biri olmayı sürdürüyor. Yalnızca teknolojik donanımıyla değil, aynı zamanda hasta memnuniyetine verdiği önemle de öne çıkan hastane, her aşamada hastalarına destek sağlayarak güvenli ve konforlu bir tedavi süreci sunuyor.



Hasta Odaklı Yaklaşım, Medicana’nın İmzası

Medicana Hastaneleri, sağlık hizmetinde mükemmeliyeti hedefleyen anlayışıyla Türkiye’nin dört bir yanında hastalarına en iyi tedavi imkanlarını sunuyor.

Bahçelievler şubesi, bu anlayışın en güçlü temsilcilerinden biri olarak üroloji, kardiyoloji, ortopedi, Acil Servis, Ağız ve Diş Sağlığı, Alerji ve İmmünoloji, Anestezi ve Reanimasyon, Beslenme ve Diyet, Beyin ve Sinir Cerrahisi, Biyokimya Laboratuvarı, Böbrek Nakli, Check-up, Çocuk Alerjisi, Çocuk Cerrahisi, Çocuk Endokrinolojisi, Çocuk Kardiyolojisi, Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Romatolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Dermatoloji, El Cerrahisi ve Mikro Cerrahi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Enfeksiyon Hastalıkları, Evde Sağlık (Bakım) Hizmetleri, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Gastroenteroloji, Genel Cerrahi, Girişimsel Radyoloji, Göğüs Cerrahisi, Göğüs Hastalıkları, Göz Hastalıkları, Hematoloji, İç Hastalıkları, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Kalp Sağlığı ve Hastalıkları Merkezi, Kalp ve Damar Cerrahisi, Kemik İliği Nakli, Kulak Burun Boğaz, Medikal Onkoloji, Nefroloji gibi kritik alanlarda uzmanlaşmış hekim kadrosuyla dikkat çekiyor.

Teknoloji ve Konforun Buluştuğu Nokta

Hastanenin en son teknolojiye sahip tıbbi ekipmanları, uluslararası standartlarda tasarlanmış ameliyathaneleri ve sürekli güncellenen tedavi protokolleri, sağlık hizmetlerinde Medicana’yı sektörün öncülerinden biri haline getiriyor. Randevu sisteminden tedavi sonrası takiplere kadar hastaların yanında olan Medicana, sunduğu konforlu ortamla da sağlık hizmetinde yeni bir standart belirliyor.

Bu başarı öyküsü, yalnızca İstanbul’da değil, Türkiye genelinde sağlık standartlarının yükseltilmesine ilham veriyor. Medicana Bahçelievler, hasta memnuniyetini esas alan hizmet anlayışıyla sağlıkta güvenin adresi olmaya devam ediyor.

yilmazparlar@yahoo.com

 

13 Şubat 2025 Perşembe

GTD Üyeleri ve Gazetecilerden Eriş Un Fabrikasına Ziyaret-Yılmaz Parlar

  Eriş Gıda’da Gastronomi Zirvesi

Yerli Noodle’ın Küresel Yolculuğu

GTD Üyeleri ve Gazetecilerden Eriş Un Fabrikasına Ziyaret

Türkiye’nin gastronomi turizmi alanındaki en önemli organizasyonlarından biri olan Gastronomi Turizmi Derneği (GTD), üyeleriyle birlikte Eriş Gıda’nın Çorlu’daki üretim tesislerine 12 Şubat 2025 Çarşamba günü konuk oldu.



Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) üyeleri, aynı zamanda GTD üyesi olan Eriş Gıda’nın Çorlu’daki fabrikasını gazetecilerle birlikte ziyaret etti. Türkiye’nin ilk yerli noodle markası Nudo’nun üretim süreci hakkında detaylı bilgiler alan katılımcılar, özel olarak hazırlanan noodle yemeklerinin tadına bakarak lezzet deneyimi yaşadı.

GTD üyesi olan Eriş Un Fabrikası, gazeteciler ve sektör temsilcilerini ağırlayarak Türkiye’nin ilk yerli noodle markası NUDO’nun başarı hikayesini paylaştı.



Hamurumuzda Bilim ve İnovasyon Var

Ziyaret sırasında Eriş Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Abdullah Eriş, firmanın bilimsel Ar-Ge çalışmalarıyla Türk mutfağını dünya pazarında nasıl güçlendirdiğini anlattı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanan ilk ve tek noodle Ar-Ge merkezi olarak faaliyet gösteren Eriş Gıda, yüksek eğitimli ve uzmanlardan oluşan 22 kişilik ekibiyle yenilikçi gıda ürünleri geliştirmeye devam ediyor.



 Eriş Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Abdullah Eriş, Türkiye’de hızla büyüyen noodle pazarında yerli üretimin önemine vurgu yaparak, “Çocuklarımızın yiyemeyeceği hiçbir ürünü üretmeyeceğiz” diyerek gıda güvenliğine verdikleri önemi ortaya koydu.



Sağlıklı Noodle Deneyimi

Gazetecilere ve misafirlere koruyucu, tatlandırıcı ve renklendirici içermeyen, probiyotikli ve vitamin destekli noodlelar ikram edildi. Eriş Gıda Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Ömer Temel, firmanın vizyonunu paylaşarak “Gıda sektörü bir vicdan işidir, kendi soframıza koymadığımız hiçbir ürünü tüketiciye sunmuyoruz” dedi.



Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı Gürkan Boztepe: “Eriş Gıda’nın Başarısını Takdir Ediyoruz”

GTD Başkanı ve Türkiye Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği Başkanı Gürkan Boztepe23 ülkeye ihracat yapan Eriş Gıda’nın Türk gastronomisinin uluslararası tanıtımına sağladığı katkıyı vurguladı.

Boztepe, “Sağlık, hijyen ve kalite prensiplerinden taviz vermeden, bilimsel çalışmalara büyük yatırımlar yaparak büyüyen Eriş Gıda’yı gururla izliyoruz” dedi ve Dr. Abdullah Eriş’e teşekkür plaketi takdim etti.



Kalite ve Sağlıktan Ödün Vermeyen Üretim Anlayışı

Eriş Gıda Ar-Ge ve Kalite Direktörü Hakan Başdoğan, firmanın üretim anlayışını şu sözlerle özetledi:

"Toplumsal sağlığı tehdit eden unsurlar yasal olsa dahi, Eriş Gıda olarak kullanmayı reddediyoruz. Başarımızın sırrı, doğaya ve insan sağlığına duyduğumuz sorumlulukta yatıyor. Yüksek kalite standartlarıyla, doğal maden suyu kullanarak ürettiğimiz noodle ürünleri, sürdürülebilir gıda inovasyon ödülüne layık görüldü. Hedefimiz, sağlıklı ve katkısız ürünlerle hem Türkiye’de hem de dünya pazarında büyümek."



TÜBİTAK Destekli Ar-Ge ile NUDO ve DUDO Dünya Pazarında

Eriş Gıda’nın Yıldız Teknik Üniversitesi destekli Ar-Ge merkezi sayesinde tamamen doğal ve el değmeden üretilen NUDO ve DUDO markaları, küresel pazarda Türk gıda sektörünün prestijini artırıyor. Firma, sürdürülebilir inovasyon ve sağlık odaklı üretim ilkeleriyle pazar liderliği hedefini güçlendiriyor.

Eriş Gıda, TÜBİTAK destekli projeleri ve Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğiyle kurduğu Ar-Ge merkezi sayesinde katkısız, sağlıklı ve inovatif gıda üretimi konusunda sektör liderliği hedefini sürdürüyor. Firma, dünya piyasasına sunduğu NUDO ve DUDO markalarıyla küresel çapta daha fazla tüketiciye ulaşmayı amaçlıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

10 Şubat 2025 Pazartesi

Silivri’de Adaletin Testi-Yılmaz Parlar

  Silivri’de Adaletin Testi

Silivri’de Adalet Nöbeti, Boğaziçi Aydınları Topluluğu Ve Milli Merkez’den Ümit Özdağ’a Destek

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın tutuklanmasına tepki olarak, Kurucu Başkanı, dünyaca tanınan jeofizik mühendisi ve akademisyen Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın liderliğinde, ülkenin ekonomik, siyasi, sosyal ve bilimsel alanlardaki kritik meselelerine yönelik kapsamlı projeler geliştiren, Boğaziçi Aydınlar Topluluğu (BAT) ve Milli Merkez, Silivri Cezaevi önünde adalet nöbeti tutan Zafer Partililere katılarak destek verdi.



Nöbet alanında kurulan Zafer Partisi Otağı'nda, BAT Sözcüsü Dr. Sibel Zeren ve Milli Merkez Başkanı Hüsamettin Cindoruk adına Milli merkez genel sekreteri Haluk Dural tarafından basın açıklamaları yapıldı.

Bu dayanışma, sadece bir siyasetçiye destek vermekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye'deki hukuk sisteminin şeffaflığı ve demokratik değerlerinin korunmasına yönelik çağrı olarak da okunmalıdır.

Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın serbest kalmasının, uluslararası kamuoyunda Türkiye'nin hukuk devleti kimliği açısından olumlu bir adım olacağı vurgulanmaktadır.



Destek ve Nöbet Vurgusu

Aydınlar ve Milliyetçilerden Özdağ'a Silivri'de Destek Nöbeti: "Yanındayız" Mesajı

BAT’tan İfade Özgürlüğü Vurgusu

Türkiye’nin geleceğine yön veren fikirleriyle toplumsal bilinç ve akademik derinliği bir araya getiren saygın bir düşünce kuruluşu olan Boğaziçi Aydınları Topluluğu (BAT),Sözcüsü Dr. Sibel Zeren, yaptığı açıklamada Anayasa'nın 26. maddesine dikkat çekerek, herkesin düşünce ve görüşlerini serbestçe ifade etme hakkı olduğunu belirtti. “Düşünce özgürlüğü kapsamında, bazen şok edici veya rahatsız edici fikirlerin bile ifade edilmesi demokratik toplumların gereğidir.” diyen Zeren, Ümit Özdağ'ın tutukluluğunun hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu ve bir an önce sonlandırılması gerektiğini vurguladı.



Milli Merkez: Hukukun Üzerinde Siyasi Gölgeler mi Var?

Milli Merkez Başkanı ve TBMM 19. Dönem Başkanı Hüsamettin Cindoruk adına Milli merkez genel sekreteri Haluk Dural ise, yargı bağımsızlığının şaibeye açık hale geldiği bir sürece girildiğini belirtti.

Haluk Dural “Günümüzde hukukun, muhalefeti baskı altına almak için bir aracı olarak kullanıldığına dair kaygılar artmaktadır. Bu durum, şeffaflık ve demokrasi açısından büyük bir tehdittir.” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, siyasi iktidara da açık bir çağrı niteliğindeydi: Hukukun üzerindeki siyasi gölgelerin kalkması, Türkiye’nin uluslararası imajının iyileşmesi ve kamu vicdanının rahatlatılması için adil yargılamaya önem verilmelidir.

Ayrıca, Tiyatro oyuncusu Yaşar Gündem de dokunaklı bir şiir ile duygularını ifade etti.



Uluslararası Algı ve Türkiye’nin Hukuk Devleti Kimliği

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın tutuklanması, sadece iç siyasette değil, uluslararası kamuoyunda da yankı uyandırmıştır.

Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve çeşitli uluslararası insan hakları kurumlarının, Türkiye’de hukukun siyasallaştığına dair endişelerini daha önce dile getirdiği biliniyor.

Böylesi bir ortamda, Ümit Özdağ'ın tahliyesi, Türkiye’nin hukuk devleti kimliğini yeniden güçlendirebilir ve uluslararası arenada pozitif bir algı oluşturabilir. Bu durum, yargının bağımsızlığına duyulan güveni artırarak, demokrasi vurgusunu güçlendiren bir adım olabilir.



Adaletin Yeniden Tesisi Şart

Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın tutukluluğu, sadece bir siyasi liderin davası değil, Türkiye'deki hukuk sisteminin bağımsızlığına dair bir turnusol kağıdı niteliğindedir. Adaletin herkese eşit şekilde işlediği bir hukuk devleti, hem iç barış hem de dünyada saygın bir konum elde etmek için şarttır.

Hukukun üstünlüğüne dair süren tartışmaların gölgesinde, iktidarın Ümit Özdağ'la ilgili vereceği karar, demokrasinin geleceği açısından kritik bir sınav olacaktır.

Kamu vicdanının rahatlığtırılması ve hukukun siyasetten bağımsız çalıştığının gösterilmesi için, şeffaf ve adil bir yargı sürecine duyulan ihtiyaç her zamankinden daha büyüktür.



Hukuk ve Demokrasi Vurgusu

Boğaziçi Aydınları ve Milli Merkez'den Özdağ'a Destek: "Serbest Bırakılması Türk Demokrasisi Adına Elzem"

Serbest bırakılması, Türkiye'nin hukuk devleti ilkesine bağlılığını göstermesi açısından uluslararası kamuoyu nezdinde büyük önem taşıyacaktır.

Bu durum, Türkiye'nin demokratik imajına zarar vermektedir.



Uluslararası Kamuoyu Vurgusu

Türkiye'nin demokrasi karnesine olumsuz yansımaktadır. Türk hükümeti, uluslararası alanda itibarını korumak için Özdağ'ı serbest bırakmalıdır.

Türkiye, ifade özgürlüğüne saygı duyan bir ülke olduğunu göstermelidir. Özdağ'ın serbest bırakılması, bu yönde atılacak önemli bir adım olacaktır

yilmazparlar@yahoo.com

7 Şubat 2025 Cuma

Türk Dünyasının Kadim Halkı Karapapaklar, Kalpağı Ve Madalyası-Yılmaz Parlar

   Türk Dünyasının Kadim Halkı Karapapaklar, Kalpağı Ve Madalyası

İpekyolu Stratejik Araştırmalar Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı Dr. Seyfullah Türksoy ile yaptığımız söyleşide  Karapapak Türklerinin tarihî kökenleri, göç yolları ve günümüzdeki durumlarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Türk dünyasının bilge sesi, tarih bilinciyle donanmış bir lider, kalemiyle ve fikirleriyle Türk milletine ışık tutan bir münevver...

Dr. Seyfullah Türksoy, sadece bir akademisyen değil, aynı zamanda Türk dünyasının kaderini değiştiren bir dava adamıdır.

Onun bilgi ve vizyonu, Karapapak Türklerinin tarihini, kültürünü ve geleceğini şekillendiren bir pusula gibidir. Bugüne kadar yaptığı çalışmalarla yalnızca bilim dünyasına değil, Türk milletinin yüreğine de dokunmuş olan Dr. Türksoy, Karapapakların kimliğini, tarihini ve haklı mücadelesini anlatan en güçlü seslerden biridir.

Karapapak Türklerinin kökenleri ve tarihi üzerine gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide, Dr. Seyfullah Türksoy'un değerli görüşleriyle ışık tutuyoruz...

Tarihsel ve Kültürel Bağlam

Karapapak Türkleri kimlerdir? Türk dünyası içindeki tarihî ve kültürel yerleri nedir?

Karapapak kalpağının tarihî ve sembolik anlamı nedir? Bu kalpak, geçmişte kimler tarafından kullanılmıştır?

Karapapak kalpağı sadece bir başlık mıdır, yoksa bir kimlik ve aidiyet sembolü müdür?

Günümüzde bu kalpağı kültürel miras olarak yaşatmak için neler yapılıyor?

Madalyanın Anlamı Ve Önemi

Karapapak madalyası nasıl ortaya çıktı? Kimlere ve hangi kriterlere göre verilmektedir?

Bu madalyanın Türk dünyasındaki önemi ve anlamı nedir?

Madalyanın dizaynı ve sembollerinde hangi anlamlar gizli?

Günümüzde Karapapak Kültürünün Yaşatılması

Karapapak kimliğini ve kültürünü gelecek nesillere aktarmak için hangi çalışmalar yapılmalıdır?

Kültürel mirasın korunması için devletler ve sivil toplum kuruluşları nasıl destek olabilir?



Kadim Bir Türk Boyu, Karapapaklar

Dr. Seyfullah Türksoy'un açıklamalarına göre, Karapapaklar köklü bir Türk boyu olup tarih sahnesine Kıpçaklarla birlikte çıkmıştır. Ancak Kafkasya'ya geldiklerinde Oğuzlarla iç içe geçerek bu toplulukla kaynaşmışlardır. Bu nedenle Karapapak kültüründe hem Oğuz hem de Kıpçak izleri bulunmaktadır.

Karapapak Türklerinin Kafkasya'daki varlığı binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. 11. yüzyılda Gürcü Kralı IV. Davit'in davetiyle Orta Asya'dan Kafkasya'ya 40.000 Karapapak savaşçısı göç etmiştir. Bu askerler, Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan'ın Anadolu'ya yönelik fetih hareketlerinde de yer almış ve tarih sahnesindeki etkilerini sürdürmüşlerdir.

Sürgünler ve Göçler

Karapapakların göçleri sadece savaşlarla sınırlı kalmamış, çeşitli dönemlerde zorunlu sürgünlerle de karşı karşıya kalmışlardır. Özellikle 1876-1877 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Anadolu'ya büyük göçler yaşanmıştır. Karapapaklar, öncelikle Kars'a yerleşmiş, buradan Anadolu’nun farklı bölgelerine dağılmışlardır. Bugün Türkiye'nin kırktan fazla ilinde Karapapak Türklerinin yaşadığı bilinmektedir.

Sovyetler Birliği döneminde de Karapapaklar büyük acılar yaşamıştır. 1936 ve 1939 yıllarında başlayan sürgünler, en ağır şekilde 14-15 Kasım 1944'te yaşanmıştır. Sovyet lideri Josef Stalin tarafından Çeçenler, Kırım Tatarları, Karaçaylar ve Ahıska Türkleri ile birlikte yaklaşık 98.000 Karapapak Türkü Sibirya ve Orta Asya'ya sürgün edilmiştir. Sürgün sırasında soğuk, açlık ve hastalık nedeniyle binlerce Karapapak hayatını kaybetmiştir. Ancak, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'daki Türk soydaşlarının desteğiyle hayatta kalanlar yeni yaşamlar kurmayı başarmıştır.

Karapapakların Yayılımı ve Nüfusu

Bugün Karapapak Türkleri, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, İran ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede yaşamlarını sürdürmektedir. Rusya’nın Dağıstan bölgesinde de büyük bir Karapapak nüfusu bulunmaktadır. Moskova ve çevresinde ise sayılarının yüz binleri bulduğu tahmin edilmektedir. İran’da Sulduz, Urumiye, Karadağ ve Tebriz’de önemli Karapapak toplulukları vardır.

Türkiye’de en yoğun Karapapak nüfusu Kars’ta bulunmakta olup, Sivas, Ağrı, Muş, Amasya ve birçok ilde varlıklarını sürdürmektedirler. Türkiye’deki Karapapak nüfusunun yaklaşık 1.5 milyon ila 2 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Dünya genelinde ise yaklaşık 7 milyon Karapapak Türkü yaşamaktadır.

Borçalı, Karapapakların Anayurdu

Gürcistan’ın Borçalı bölgesi, Karapapakların en yoğun yaşadığı bölgelerden biridir. Borçalı’da 200’den fazla köyde Karapapak Türkleri yaşamaktadır ve toplam nüfusları 500.000 civarındadır. Eğer tarih boyunca yaşanan göçler olmasaydı, bugün Gürcistan’da 2 milyon Karapapak’ın yaşayacağı düşünülmektedir.

Borçalı bölgesi, 1918 yılında kısa süreliğine de olsa bir Karapapak devleti olan ‘Borçalı Karapapak Türk Cumhuriyeti’ne ev sahipliği yapmıştır. Emin Ağacaloğlu önderliğinde kurulan bu cumhuriyet, demokratik, laik ve üniter devlet anlayışına sahip olup, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesiyle büyük benzerlik göstermektedir. Ayrıca geçmişte Borçalı Sultanlığı ve Hanlığı gibi Karapapak yönetimlerine de ev sahipliği yapmıştır.

Kültürel ve Tarihî Miras

Karapapaklar, tarih boyunca sadece savaşçı kimlikleriyle değil, aynı zamanda kültür, sanat, edebiyat ve siyasette de önemli roller üstlenmişlerdir. Osmanlı döneminde Hamidiye Alayları içinde yer alarak büyük kahramanlıklar göstermişlerdir. Bu alayların en meşhur liderlerinden biri, Sultan Abdülhamid tarafından ‘yelesiz aslan’ olarak anılan Mehrali Bey’dir. Osmanlı saflarında Ruslara ve Ermenilere karşı mücadele eden Mehrali Bey, Yemen’de şehit düşmüştür.

Bugün de Karapapak Türkleri, yaşadıkları coğrafyalarda kültürel varlıklarını sürdürerek Türk dünyasının önemli bir parçası olmaya devam etmektedirler. Dr. Seyfullah Türksoy’un vurguladığı gibi, Karapapak Türkleri hem Türkiye’yi hem de Azerbaycan’ı ana vatanları olarak kabul etmekte, aynı zamanda Türkistan coğrafyasıyla da güçlü bağlarını sürdürmektedirler.

Tarih boyunca pek çok zorlukla karşılaşmış olsalar da Karapapak Türkleri, güçlü kimlikleri, savaşçı ruhları ve kültürel miraslarıyla Türk dünyasının önemli bir parçası olmaya devam etmektedirler. Göçler, sürgünler ve savaşlar karşısında direnerek varlıklarını sürdüren Karapapaklar, geçmişten günümüze kadar süregelen birlik ve dayanışma ruhuyla Türk kültürüne önemli katkılar sunmaya devam etmektedirler.



Karapapak Kalpağı ve Karapapak Madalyası, Türk Dünyasının Onur Nişanesi

Türk dünyasının köklü ve asil topluluklarından biri olan Karapapak Türkleri, tarih boyunca cesaretleri, vatanseverlikleri ve kültürel miraslarıyla öne çıkmıştır. Bu kadim topluluğun en önemli simgelerinden biri olan Karapapak Kalpağı, yalnızca bir baş giysisi değil, aynı zamanda bir kimlik ve gurur sembolüdür. Aynı şekilde Karapapak Madalyası, tarihi derinliği ve taşıdığı yüksek anlamla Türk dünyasında özel bir yere sahiptir.

Karapapak Kalpağı, Onurun ve Cesaretin Sembolü

Karapapak Kalpağı, asırlardır bu topluluğun kimliğini temsil eden bir unsurdur. Sadece bir başlık değil, taşıyana cesaret, vakar ve birlik ruhu kazandıran önemli bir semboldür. Osmanlı’dan günümüze kadar gelen bu kalpak, tarih boyunca komutanların, devlet adamlarının ve savaşçılarının başını süslemiştir. Soğuğa karşı koruyucu yapısıyla bilinen bu özel giysi, Karapapakların zorlu coğrafyalarda verdikleri mücadeleyi ve dayanıklılıklarını simgeler. Dr. Seyfullah Türksoy’un bu konuda yaptığı vurgular, kalpağın sadece fiziksel değil, aynı zamanda manevi bir güç kaynağı olduğunun altını çizmektedir:

“Karapapak Kalpağı, yalnızca bir giysi değil, Türk dünyasının gururunu ve şerefini taşıyan bir semboldür. Onu taşıyan kişi, köklü bir mirasın temsilcisi olur.”

Karapapak Madalyası, Şanlı Bir Geçmişin Onurlu Yansıması

Karapapak Madalyası, Türk dünyasına hizmet eden, kültürel mirası yaşatan ve milletine değer katan kişilere verilen prestijli bir nişandır. Bu madalya, sadece üstün başarıların ve fedakârlıkların ödüllendirilmesi değil, aynı zamanda tarihi bir sorumluluğun gelecek nesillere aktarılmasını temsil eder. Madalyanın tasarımında kullanılan her bir sembol, Karapapakların tarihsel misyonunu ve ruhunu yansıtmaktadır.

Dr. Seyfullah Türksoy, Karapapak Madalyası’nın Türk dünyasındaki önemine şu sözlerle dikkat çekiyor:

“Bu madalya, sadece bir ödül değil; geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür. Karapapakların kahramanlık ruhunu, azmini ve birlik anlayışını temsil eder.”

Madalyanın kimlere ve hangi kriterlere göre verildiğine dair açıklamalarda bulunan Dr. Türksoy, ödülün sadece bireysel başarıları değil, topluma ve Türk dünyasına sağlanan katkıları da göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Madalyayı alan her birey, sadece kendisi için değil, aynı zamanda Türk milletinin ortak gururu için bu onuru taşımaktadır.



Karapapak Kültürü, Geçmişten Geleceğe Taşınan Değerler

Karapapak Türkleri, kültürel miraslarını yaşatmaya ve genç nesillere aktarmaya büyük önem vermektedir. Geleneksel kıyafetlerinden müziklerine, sanatsal üretimlerinden tarihî miraslarına kadar birçok alanda kendine özgü bir kimlik oluşturan bu topluluk, Karapapak Kalpağı ve Madalyası gibi sembollerle varlığını daha da güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bu nedenle, Karapapak Kalpağı ve Madalyası’nın önemi sadece geçmişe dair bir nostalji değil, aynı zamanda geleceğe dair bir yön gösterici olarak da değerlendirilmektedir. Dr. Seyfullah Türksoy’un liderliğinde yürütülen çalışmalar, bu kültürel değerlerin korunması ve tanıtılması için büyük bir adım niteliğindedir.

Karapapak Ruhu Yaşatılmaya Devam Ediyor

Karapapak Türklerinin onurlu geçmişi, bugün de kalpakları ve madalyalarıyla yaşatılmaya devam ediyor. Karapapak Kalpağı, asil bir kimliği ve mücadele ruhunu temsil ederken, Karapapak Madalyası ise bu kimliği hakkıyla taşıyanlara verilen en yüksek onur nişanlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Dr. Seyfullah Türksoy’un öncülüğünde bu değerlerin yaşatılması ve yeni nesillere aktarılması, Türk dünyasında kültürel birlikteliğin ve mirasın sürdürülebilirliği açısından büyük bir önem taşıyor.

Tarih boyunca cesaretin, vatan sevgisinin ve kültürel bağlılığın en güçlü temsilcilerinden biri olan Karapapaklar, kalpaklarıyla kimliklerini, madalyalarıyla ise bu onuru gelecek nesillere taşımaya devam ediyorlar. Bu miras, yalnızca bir topluluğun değil, tüm Türk dünyasının ortak gururu olmaya devam edecek.

yilmazparlar@yahoo.com

CEO Ece Şahin’den Başarılı İhracat Hamleleri-Yılmaz Parlar

ANASAYFA SİYASET EKONOMİ TURİZM BİLİŞİM SAĞLIK GIDA OT...